Türkçe English
Politika Önerileri
← Tüm Bulgulara Dön 04 Ağustos 2026

Küresel Yeni Korumacılık Çağında Dış Ticaret Girişimciliği ve Türkiye'nin İktisadi Sürdürülebilirliği

Küresel Yeni Korumacılık Çağında Dış Ticaret Girişimciliği ve Türkiye'nin İktisadi Sürdürülebilirliği

Modern küresel ekonomi politik, özellikle COVID-19 pandemisi, jeopolitik gerilimler, bölgesel çatışmalar ve tedarik zinciri krizlerinin etkisiyle radikal bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrasından 2010'lu yıllara kadar dünya ticaretine yön veren sınırsız küreselleşme ve serbest ticaret rüzgarları, günümüzde yerini "Yeni Korumacılık" (New Protectionism), ticari bloklaşmalar, gümrük duvarlarının yeniden yükseltilmesi ve yerel üretimi önceleyen korumacı devlet politikalarına bırakmıştır. Böylesi bir küresel konjonktürde, gelişmekte olan ülkelerin ve Türkiye'nin dış ekonomik şoklara karşı direnç gösterebilmesi, geleneksel dışa açılma modellerinin ötesinde bir ekonomik savunma mekanizmasını zorunlu kılmaktadır.

Türkiye'nin On Birinci ve On İkinci Kalkınma Planlarında da açıkça vurgulanan yerli yenilik ve değer kapasitesinin artırılması, cari açığın stabilize edilmesi ve yurt içinde azami istihdam olanaklarının yaratılması hedefleri, yeni korumacılık çağında hayati birer ulusal güvenlik meselesi haline gelmiştir. Makroekonomik istikrarın ve refahın sürdürülebilirliği, ancak döviz kazandırıcı işlemlerin artırılması ve bu işlemlerden elde edilen finansal kaynakların yerli sınai yatırımları beslemesiyle mümkündür. İşte bu noktada, projemizin temel vizyonunu oluşturan Dış Ticaret Girişimciliği modeli, milli bir ekonomik savunma hattı olarak ön plana çıkmaktadır.

Dış ticaret girişimciliği; katma değer yaratma sürecini, üretimi ve istihdamı tamamen Türkiye sınırları içerisinde tutan, ihracat yoluyla elde edilen döviz gelirlerini ise doğrudan yurt içine getirerek sabit sermaye yatırımlarına dönüştüren iktisadi bir davranış biçimidir. Bu yönüyle, katma değerin sınır ötesine sızmasına yol açan geleneksel uluslararasılaşma yaklaşımlarından ayrılarak, yerli sanayinin ve özellikle TR42 Doğu Marmara Bölgesi (Kocaeli, Sakarya, Bolu, Düzce, Yalova) gibi kritik sanayi hinterlantlarının kalkınma dinamiklerini doğrudan besler. Kocaeli'nin Türkiye genelinde en çok ihracat yapan 4. il, Sakarya'nın ise 7. il konumunda bulunması, bu bölgesel sınai hinterlandın Türkiye'nin toplam ihracat hacmindeki ve ekonomik bağımsızlığındaki stratejik rolünü tescillemektedir.

Küresel korumacı dalgaya ve yakında yürürlüğe girecek olan Avrupa Yeşil Mutabakatı / Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi yeni nesil tarife dışı engellere karşı yerli ihracatçılarımızın direncini artırmak, ancak ve ancak devletin teşvik mekanizmalarını katma değer odaklı revize etmesiyle mümkündür. İhracatı miktar bazında artırmaya çalışan mevcut miktar odaklı destekler yerine; firmaların yeşil ve dijital dönüşüm kapasitelerini güçlendiren, özsermaye yapılarını finansal kırılganlıklara karşı destekleyen ve kaliteli finansman imkanları sunan yeni nesil teşviklerin hayata geçirilmesi, Türkiye'nin dünya ticaretindeki konumunu sarsılmaz bir güce ulaştıracaktır.